mrs.isbeceren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mrs.isbeceren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2016 Pazar

İçimdeki minik KIZ





Gelelim hamilelikte en merak edilen konulardan birine. Yani benim için öyleydi :) Önce sağlıklı bir gebelik olduğunu duymak yetecek sanıyor insan ama sonra varlığına alışmak, benimsemek için hayal kurarken onu bir cinsiyete bürümek istiyor. Kızım ya da oğlum diye sevmek istiyor. İsmini düşünmek ufak ufak eşyalar almak istiyor. 

Çin takvimi bebeğimizin cinsiyeti için erkek diyordu ve ben birçok forumda çin takviminin oldukça yüksek bir oranda tuttuğunu okumuştum. Doğal olarak kendimi erkek bebek fikrine alıştırmaya başladım. Ona bağlı olarak mı bilemiyorum ama erkek bebekli rüyalar da görmeye başlayınca tamam dedim Musti oğlumuz oluyor. Ama Musti en başından beri bence kız diyordu. Anneler hisseder diyorlar bide yok ben hissedemiyordum. Evde emekleyen pembeli bir ufak popo düşünemiyordum. Boş odamızı hayal ettiğimde gözümün önüne direk maviler geliyordu. Hatta benden kaynaklı olarak annem ve kız kardeşim ilk öğrendiklerinde hediye olarak mickeyli erkek çorapları almışlardı. Erkek hissediyordum ama içimde kız olmasına dair umutta besliyor olmalıyım ki hemen işi abartıp erkek battaniyesi alan anneme acele ettiği için kızdım ve iade ettik :) 

Bir yandan cinsiyetle ilgili bütün forumları okurken bir yandan deneyimli arkadaşlarımdan tahminler ve ipuçları alıyordum. Hamile bir arkadaşım hangi kasığımın ağrıdığını sordu ve sol deyince benim sağ ağrıyordu ve oğlum oluyor deyince kafam hafiften karışmaya başladı. Bu konuyla ilgili bilimsel bir açıklama olmamasına rağmen forumlarda da oldukça fazla örneklerine rastladım. Belki tesadüf bilemiyorum. 

Rus takvimi kız diyordu, yüzük testi hamile kalmadan önce erkek derken hamile kaldıktan sonra kız demeye başlamıştı, makas bıçak testine de tutuldum tabi onda da altında makas olan tarafa oturmuşum yani oda kız demekmiş :) Son olarak tuz testi de kız dedi. ( Birisi haberiniz yokken arkanızdan başınıza tuz atıyor ve siz daha sonra ağzınızı ellerseniz kız burnunuzu ellerseniz erkek demek oluoyormuş :) )  Tabi ben allak bullak oldum. Canım ne ekşi ne tatlı istiyordu. Sadece tuzlu. Ama normalde de ekşi ve tatlıyı çok sevmeyen biri olduğum için tuzluyu neye yoracağımı bilemiyordum. Saçlarımında renginin açıldığı ve hafif kızıllık olduğu söyleniyordu ama onun ne anlama geldigi hakkinda da bir bilgim yoktu :) Bunların hepsi eskiden kalma hurafeler olup hepsinin aksininde çıkabildiğine dair hikayeler duymuş olduğum için artık ne erkek ne de kız hissediyordum.

Günler böyle ilerlerken 11+3 de gittiğim ikinci doktorum ( birisi uzak olduğu için iki doktora birden gitmeyi tercih ediyorum ) %80 kız dedi. O haftada cinsiyeti duymayı beklemiyorduk. Yanılma payı %20ydi ama Musti sağolsun yakın çevremize kız diye duyurdu :) Ben yine forumlarda cinsiyet değiştiğiyle ilgili o kadar çok yazı okumuştum ki çok erken olduğunu düşündüğüm için kendimi değişme ihtimaline hazırlamaya çalışıyordum. Diğer doktorumda hiç ipucu vermeyip 16.haftayı beklememi söylediği için 16 ya kadar bekledim. Kendiside bizim ısrarlarımıza dayanamayıp 15.haftada %60 kız dedi. Yani yüzde öteki doktordan düşük olunca yine ikna olmadım :) Çin takvimi de erkek diyor ya değişebilir diye bir sonraki kontrole kadar sabrettim. Bir sonraki kontrolde kendisi "çıkışta pembe bir patik alabilirsiniz" dedikten sonra eşe dosta ilan ettik cinsiyetimizi :) Yani bizde "göstermiyor" diye bir durum söz konusu olmadı ama yanılma ihtimaline karşılık yüzde verildi ve ben kesinlik olana kadar inanmamayı tercih ettim diyelim.

Artık yavaştan minicik kız bebek eşyaları evimizde yerlerini almaya başladı. Abartmadan içime sine sine almak istiyorum yine her şeyi tıpkı çeyizimde yaptığım gibi :) Önerilerinize, indirim duyurularına bol bol ihtiyacım olacak bu süreçte. Şimdi izninizle biz isim kavgası sürecine başlıyoruz. Bir dahaki yazıda da inşallah ona karar vermiş oluruzda nelere katlandığımdan bahsederim :) 

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler :)


Buda Bozcaada'da kızımla ben :)
Sevgiler.







15 Mayıs 2016 Pazar

Bebek isbeceren geliyooor 👶🏻🎈




Temmuzda 3.yılımızı bitirecek olmak bir yandan zamanın bu kadar hızla geçtiğine şaşırmama sebep olurken bir yandan ise 30 olmadan anne olmak istediğim için artık ertelemenin bir anlamı olmadığı anlamına geliyordu benim için. Sonuçta kimse size istediğiniz her an anne olabilme garantisini veremiyor. Hele şu zamanda duyduğumuz olumsuz hikayeler çoğunluktayken, evliliğimizin olabilecek en doğru insanla olduğuna bu kadar eminken, ilk günki gibi severken daha fazla ertelememeye karar verdik. Artık bizim evde bebek kokmalıydı. Eve erken gelmek için sebeplerimiz hep çoktu ama yeni bir sebebimiz daha olmalıydı. İşten gelen Musti'yi iki kişi karşılamalıydık.

İsteyerek, dua ederek, planlayarak bebek sahibi olduk. Şükürler olsun bizi çok bekletmedi.Önce beni uyutarak başladı. Normalde gündüz asla uyuyamayan biriyim. Pazar kahvaltısından sonra uyuya kalmışım kendim bile inanamadım. Düzenli olarak erken uyur sabahları erken kalkardım ama akşamları 7'de hayatımın en tatlı uykularına dalmaya başladım. Şüphelensekte o çift çizgiyi görene kadar emin olamıyor insan. Sonra gerekli kan tahlilleri falan derken çıktık yeni bir maceraya. Milyonlarca insan arasından, zamanında aynı şehirde yaşamış olmamıza rağmen denk gelmeyip yıllar sonra tanışıp denk gelmiş olmamıza "mucize" demiştik biz. Ama asıl mucize şimdi başlamıştı. Acaba bizi neler bekliyordu?

Her anne adayı gibi internette okumadığım forum, bilimsel makale, izlemediğim video kalmadı. Araştırmaktan çok zevk alıyordum.Hala daha öyle :) İlk doktor randevumuzda pıt pıt atan minicik kalbini duyduk derinden. Ağlarım falan sanmıştım ama şoktan sanırım tepki veremedim. Nasıl olur insanin aklı gerçekten almıyor. Henüz susam tanesi kadarken kalbi atmaya başlıyor. Allah'ım yoktan var ediyor. Şükürler olsun. 

Annem hamileliklerinde hiç mide bulantısı yaşamamış ve sanırım bu konuda ona çektiğim için çok şanslıyım. Yalnızca ara sıra düşen tansiyonum neredeyse her gün düşüyordu ilk haftalarda. O sıralar tuzlu ayran en yakın arkadaşımdı. Yine ilk iki ay iştahım çok açıldı ve sık aralıklarla ufak öğünler yemeye başladım. Ne zaman 9. Haftaya geldim işte o zaman tiksinmeler başladı :( Tavuğu normalde de pek sevmem ama et ve balık yiyememek hatta isimlerine bile tahammül edememek canımı çok sıkıyordu. Doktorum kendimi zorlalamamam gerektiğini söyledi de biraz rahatladım. Allahtan ceviz, badem ve her türlü meyveyi severek yiyorum. Köy yumurtası ve yeni sağılmış inek sütü almadan olmaz tabi. Kendim mayalayıp bol bol ev yoğurdu tüketiyorum. Süt içmeyi küçüklüğümden beri sevmedim ondan bir lokma boyum var belkide :) Çare olarak cici bebeli süt yiyorum akşamları. Canım deli gibi domates, peynir ve zeytin çekiyor. Yemek olsa bile ekmek arası yiyesim geliyor. Birde hamur işi, makarna tarzı hep tuzlu şeyler :( Umarım bu durum aşırı kilo almama sebep olmaz :( Kilo demişken evdeki basküle göre 46 hastahanedekine göre 47 kilo ile hamile kaldım. İlk trimesterde sanıyorum 1-1,5 kg aldım. Demek iştahım kapanmasaydı daha fena olacaktı. Neyse her şeyde bir hayır var :) 


Alışverişe gelince henüz sadece bebek çoraplarına gidiyor sadece elim. Cinsiyeti kesinleşmeden unisex eşyalar bile cazip gelmiyor. Çin takvimi, bıçak makas, tuz, rus takvimi ve daha nice batıl testi uyguladım tabiki :) Çok eğlenceliydi hepsi ama her biri başka çıkıyor. Haftaya bu belirsizlikten kurtulacağız inşallah o zaman iki reyon arasında kalmadan özgürce alışverişe başlayacağım. Tabi abartmadan :) 

Cinsiyetten sonra da bizi isim konusu çok oyalayacak belli ki. Şimdiden eşim bir erkek bir kız isim favorisine sahip. Benimse içime hiç bir isim tam sinmiyor sanki. Keşke çok önceden kızımız olursa şu oğlumuz olursa bu olsun ismi diye karar verseymişiz diyorum. Son ana kadar karar verememek canımı sıkar çünkü. Ben doğduğumda Betülmüşüm sonra Büşra ismi daha çok hoşlarına gitmişte nüfusa gitmeden değiştirmişler. İnşallah kaderi bana benzemez yavrumun :)

Yarın 14 haftayı bitiriyoruz. Artık hafiften göbeğim belli olduğu için hafta hafta fotoğraf çekimlerine başlayacağım. Haftalık notları zaten en başından beri alıyorum. İkinci trimester en keyifli dönemmiş bakalım. Tiksinmelerim geçerse daha fazla tadını çıkaracağım hamileliğimin. 
Bu arada hamilelerin duası kabul olurmuş "Bu yazıyı okuyan, anne olmak isteyen herkese tez zamanda yaşatsın Allah bu duyguları" diyor zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Tabi sizde dualarınızda beni unutmayın. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. 
Sevgiler :)

28 Aralık 2015 Pazartesi

Havuç Görünümlü Patates Püresi

Sofralardaki ufak detaylar beni hep mutlu eder. Havuc gorunumlu patates puresi uzun zamandir denemek istedigim bir tarifti. Misafire ikram edilmelik, pratik ve goze hitap eden bu tarif icin diledigimiz kadar patatesi hasliyoruz. Pure haline getirip, tuz, pul biber ve karabiberle baharatlandiriyoruz. Sonrasinda pembelesene kadar kavurdugumuz soganlarin yanina ilave ediyor goz karari biber salcasi ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Ben soganlari kavurmak icin sivi yagi biraz fazla koymusum o yuzden havuc seklini rahat veremedim. Bir dahakine cok az sivi yag koymayi planliyorum :) Son olarak havuc seklini verip dereotu ile susluyoruz. Deneyenlere afiyet olsun. Sevgiler :)


13 Kasım 2015 Cuma

Çörek Otlu Kurabiye





Malzemeler:
Bir paket tereyağ
1 çay bardağı sıvı yağ
Yarım çay bardağı toz şeker
Yarım çay bardağı çörek otu
2 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı sirke
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Üzerine sürmek için yumurta sarısı

Malzemeleri yukarıdaki sıraya göre bir kaba koyuyoruz. Hamuru yumuşak fakat ele yapışmayacak şekle gelene kadar güzelce yoğuruyoruz. Sonrasında dilerseniz küçük toplar halinde ya da benim gibi macera arıyorsanız kurabiye kalıplarıyla dilediğiniz şekile getirebilirsiniz. Yalnız hamur ağızda dağılacak bir tarife ait olduğu için kalıp kullanmak zor oldu bunu ititraf etmeliyim. Fırına sürmeden önce üzerine yumurtanın sarısını sürüyoruz. Üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz. Sonrasında "bunu sen mi yaptın?" ya da "hazır mı aldın?", "nerden aldın?" sorularını cevaplamaya hazırız. :)
Deneyenlere afiyet olsun. Sevgiler.

25 Ağustos 2015 Salı

Çeşme Rüyası



Rüya diyorum çünkü kısacıktı :(
Eşim ve ben Bodrumcu*yduk. Her tatil beldesini görüp en son oraya karar verdiğimizden değil asla. İlk tatilimizi, balayımızı orada geçirdiğimizden. Bizim için özel oluşu, havası, rengi, kokusu bambaşka gelirdi. Bodrum'a gidilmeyen bir yaz tatili düşünemiyordum kendi açımdan :) 

Alışmıştık kıştan yapılan otel rezervasyonlarına, ultra her şey dahil konaklamaya. Bu yaz düğün fotoğrafçım olarak hayatıma giren şimdilerde yakın dostum olan ve sürekli Alaçatı'da çekimler yapan ve orayı iyi bilen Özge'nin fikirlerini dinleyip pansiyonda konaklamaya kahvaltı, plaj, yemek seçimini akışna bırakmaya karar verdik. Otelde robotlaştığımızdan ve sürekli içeride kısıtlı kalıyor olma fikrinden sıyrılıp özgür, maceracı bir tatil olsun istedik :) İlk başta risk olarak görsekte düşündükçe aklımıza daha çok yattı. Özellikle çocuksuz çiftler için ideal olan tatilimize Çeşme merkezde şirin mi şirin bir pansiyonda yer ayırtarak başladık. Bir otel odasından farksızdı. Belki lüks değildi ama zaten tatil odada değilde dışarıda vakit geçirmek değil miydi?

Yalnız daha giderken bir sorunumuz vardı. Tatilimizi eşimin arkadaşının düğünü için sadece 3 gün yapabilecektik. Çünkü fedakar arkadaşı bizim düğünümüz için kmlerce yol gelmişti. Keşke gelmeseydi bizde gitmezdik :p Ay şaka tabi :) Bu biraz bizim süreci planlayışımızdan kaynaklanan bir hataydı. Hatta benim :/ (Sevgili Musticiğim umarım bunu okumuyorsun.) Ben tatilimizi Aşk Fotoğrafçımızın çekim günlerine getirmek için uğraştığımdan düğün bizi baltalamış oldu. Halbuki düğünden sonra da gelebilirdik. Neyse; canım sağolsun :) Konu daha fazla dağılmadan gelelim Çeşme'ye.



Bodrum'a giderken günü birlik konaklama fırsatı bulduğumuz İzmir nem dolayısıyla beni boğuyordu. Çeşme içinde ön yargılarım vardı, nemli olduğunu düşünüyordum. Birde meşhur sörf rüzgarları olduğundan hep vazgeçiyordum. Ama bu sene şeytanın bacağını kıracaktım. Çeşme'nin Bodrum'a göre bize yakın oluşu ve son yıllarda oldukça popüler oluşu cazip hale getiriyordu. Yaklaşık 5 saat süren yolculuğumuz sonunda pansiyonumuza vardık, yerleştik. Ufak bir Çeşme keşfi yapıp doğru meşhur ılıca plajına gittik. Böyle bir kum olamaz. Un gibi, beyaz ve temiz, yumuşacık. Deniz desen dibi gözle görülür halde. Yol yorgunu olduğumuz için abartmadık ama ilk gün suda dinlendik diyebilirim. Akşam için Alaçatı'yı seçtik. Başbaşa dolaştık. Keşfettik. Seyrettik. Yabancı turist olmaması dikkatimi çeken ilk şeydi. Kaliteli mekanlar, nemsiz bir hava ve medeniyet boldu Alaçatı'da. 



Ertesi gün ise soluğu Aya yorgi koyundaki plajlardan birinde aldık. Tercih etmek zordu. Ve zamanımız kısıtlıydı arkadaş önerisiyle Paparazzi'yi tercih ettik.




 Deniz aynı deniz belki hizmet farkı vardır. Hepsinde vakit geçirip öyle öneride bulunmak isterdim ama malum kısıtlı zaman. Sole&Mare, Marrakech, Babyloon vs. hepsi göz alıcı, cazipti :) 




İkinci akşam ise Özge ve eşi Osman geldi. Çeşme sokaklarında ve sahilinde yürüdük. Bol bol fotoğraf çektirdik. Dedikodu yaptık :)





Tahminimden daha küçüktü Çeşme merkez. Bir sokaktan oluşuyor desem yeri. Sokak ama tam sokak. Canlı, hareketli. Sağa bakıyorsunuz bir ünlü, sola dönüyorsunuz başka :) 




Ayrıca Rumeli Pastanesi ve dondurmasına değinmeden edemeyeceğim. İlk akşam önündeki kuyruğu görünce fazla anlam verememiştim. Ama bir bildikleri varmış tabi :) Böyle bir dondurma hayatımda yemedim. Keşke her şehirde bir şubesi olsa diye düşünmeden edemedim. Tatil dönüşü ise dondurma yemekten zevk almadığımı farkettim :(




Çeşme'ye gitmişken meşhur Kumrusundan yemeden dönmedik tabi. O da nefisti!



Bir sonraki günü ise birlikte kahvaltı yaptıktan sonra günü yakın çevreyi dolaşmaya ayırdık. 



Ildır köyünü didik didik dolandık. Nefis manzaralı şirin mekanlar keşfettik. Soluklandık. Herhalde bol oksijen aldığımdan fotoğraf çekmeyi fazla akıl edememişim :) Hatta ilk elime alışımda selfie çubuğunu kırdım :) Bu fotoğrafta çubukla çekilen ilk ve son kare :)






Bunlarda Ildır'da verdiğimiz moladan :) Aşk Fotoğrafçısı 'nın güzel kareleri. Çok şirin bir yer Ildır. Sakin. Bozcaada'da olduğu gibi kendimize sakin bir koy bulup denizin tadını çıkarttık. Temiz havaya doyduk. Ruhumuzu dinlendirdik.


Bozcaada ve Alaçatı'yı kıyaslayanları duymuştum. Bozcaada'yı beğendiysen Alaçatıya bayılırsın demişlerdi. İkisi öyle farklı ki. Ortak olan renkli evler, küçük samimi sokaklar ve harika yemekler belki. Ama Bozcaada daha mistik daha masalsı, Alaçatı daha metropol, lüks bana göre. İkiside gönlümde ayrı yer aldı yani :)


 


İşte böyle kısacıktı tatilimiz, tadı damakta kalıcı :( Ama pansiyonda tatil yapma ön yargımızı yendik. Yeni yerler keşfettik. Çeşme'yi tanıdık ve kısada olsa arkadaşlarımızla vakit geçirdik. Allah izin verirse seneyede mutlaka gideceğiz. Daha fazla keşfedip detaylı çekeceğim. Dilim döndüğünce yine yazacağım. Çeşme tatilini gönül rahatlığıyla önerebilirim. Midyelerini, balıklarını, kumrusunu ve Rumeli pastanesi dondurmasını (özellikle Rumelia) yediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgiler.



Çiğ Börek :)


Malzemeler:

1 yumurta
1 çay kaşığı kadar sirke
1 tatlı kaşığı kadar sıvı yağ
Tuz
1 kase yoğurt
Kabartma tozu
Un
Patates (İçi için tercihe göre kıyma veya peynir kullanabilirsiniz.)



Yapılışı:

Yumurta, yoğurt, kabartma tozu, tuz, yağ ve sirkeyi güzelce yoğuruyoruz. Yarım saat dinlenmeye bırakıyoruz. Sonra küçük pazılara bölerek sırayla açıyoruz. İçi için haşladığımız patatesleri tuz ve sevdiğimiz baharatlarla harmanlayıp pazı sayısınca bölüyoruz. Çiğ börek aslında kıymalı olur ama ben patateslisini daha çok seviyorum :) Siz iç malzemenizi kendi zevkinize göre çeşitlendirebilirsiniz.






Kalplisini denemesem çatlardım belki :) Deneyenlere afiyet olsun.
Sevgiler.




28 Mayıs 2015 Perşembe

Amerikan Cookies





Yine kolay bir tarif yine ben :)

Malzemeler:
50gr bitter 50 gr sütlü çikolata
100 gr tereyağ
1 çay bardağı şeker
1 yumurta
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 çimdik tuz
Aldığı kadar un ( 2 su bardağını biraz geçiyor )
1 paket m&m's ya da bonibon


Çikolata ve tereyağın benmari usulu erimesini beklerken diğer tarafta yumurta ve şekeri şeker taneleri yok oluncaya kadar çırpıyoruz. Eriyen tereyağ ve çikolataları ekliyoruz. Kabartma tozu, vanilya un ve tuzu da ekleyip kurabiye hamurunu kulak memesi kıvamına getiriyoruz. Dilediğimiz şekli vererek (genelde yuvarlak ama ben tabiki kalp yaptım:) ) tepsiye yerleştiriyoruz. 15 - 20 dakika kadar pişirip servise hazırlıyoruz. Sıcakken ayrı soğuduğunda ayrı lezzetli oluyor. Deneyenlere afiyet olsun efendim :) Sevgiler.


30 Kasım 2014 Pazar

Kırmızı Ruj





Öyle harika makyaj önerilerim, tecrübelerim yok benim :) Ama en çok soru aldıklarımın başında gelen kırmızı ruj favorilerimi yazmaya fırsat buldum nihayet. 

Öncelikle bir uzmandan yardım alarak teninize uygun kırmızıyı seçmelisiniz. Biz açık tenliler kırmızı ruj konusunda biraz şanslıyız bu bir gerçek :) Sadece tene yakışan ruju bulmakta yetmiyor tabi. Kırmızı ruj dudaktaki pürüzleri direk ortaya çıkardığı ve sürerken yaptığımız el titremelerini, taşırmalarını bariz gösterdiği için en çok dudak bakmına ve sürüş şekline dikkat etmeliyiz. Eğer acemiysek rujun rengine uygun dudak kalemi ya da ruj fırçasıyla önce dudak çerçevesini çizmeli daha sonra içini doldurmalıyız. 


Favorilerime gelince öncelikle en çok günlük kullanmayı sevdiğim,;

Deborah 01 Mat : Hem kırmızı hemde ben buradayım diye bağırmıyor. 
Genelde kendisi çantamda benimledir :)


2. favorim ise biraz daha ben buradayım diye bağıran, birazcık daha özel yerlerde kullanmayı tercih ettiğim;



Rimmel Kate Moss 111 Kise of Life : Daha dikkat çekici, daha kırmızı ve daha parlak :)

Ve son olarak dünyada en çok satılan kırmızı rujlar listesinde yukarılarda olan en özel günlerde kullandığım;



M.A.C Russian Red : Mavi tabanlı nefis bir kırmızı.

Birde kırmızı rujlu fotoğrafımı koymasamıydım yaaani :) Fotoğrafaki ruj yukarıdakilerden hangisiydi hatırlamasamda üçünden biri olduğuna garanti verebilirim :)



Kırmızı rujumuzun dişimize bulaşmadığı günler dilerim :)
Sevgiler.



Bir uzman olarak değil kullanıcı olarak yazdığımı tekrar belirtmek isterim. Ayrıca fotoğraflar google amcadan alınmıştır. ( Benimki hariç :) )




22 Ekim 2014 Çarşamba

Ispanaklı Lorlu Börek

Ispanak sevmezdim bu böreği yedikten sonra fikirlerim değişti :) Artık baya canım bile çekiyor. Mutlaka denemelisiniz.

Malzemeler:
1 kg ıspanak
Yarım kilo kaşar loru
1 soğan ( küçükse 2 adet )
4 yufka ( tepsi büyüklüğüne göre 5de olabilir )
Tuz
Sirke
1 yumurta sarısı
Yoğurt
Sıvı Yağ




Ispanakları güzelce yıkayıp ince ince kıyıyoruz. 10 dakika kadar sirkeli suda bekletiyoruz. Temizliği açısından :) 1 tatlı kaşığı tuz ve yarım çay bardağı sıvı yağla iyice ovuyoruz. ( Soğanlar ölene kadar:) ) İçine 1 soğanı ince kısımla rendeliyor ve yarım kilo kaşar lorunu da ekleyerek güzelce karıştırıyoruz. Yufkayı fotoğraftaki gibi ikiye bölüyoruz ve hazırladığımız içi aralıklarla yayıyoruz. Yufkaları çok sıkı olmamak şartıyla yuvarlayarak silindir haline getiriyoruz. Ve tepsimize gül şeklinde yerleştiriyoruz. Her yufka için aynı işlemi yapıyoruz. Son olarak üzerine 1 yumurtanın sarısını, göz kararı yoğurt ve sıvı yağ karışımı gezdirerek önceden ısıttığımız 200 derecelik fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra üzerinde hafif tereyağ gezdiriyorum ben daha şahane oluyor :) Bence gayet pratik, sizce? 

Beğeneceğinizi umuyorum. Kolay gelsin deneyenlere şimdiden :) Sevgiler.


15 Temmuz 2014 Salı

Bir "www.Vaselila.com" varmış




Vaselila'nın adını aldığı bıcır bıcır iki kardeş. Abla (@vaselilabyalevsenol) özel sektörden bunalıp, kız kardeş (@vaselilabyaslitopal) ise Yıldız Teknik Makina Mühendisliğini bitirip ben 08:00 - 17:00 çalışamam deyince başlamışlar ne yapsak birlikte diye düşünmeye. Seyehati çok seven iki kardeş yurt dışından valizle getirdikleri cicileri dıdısı isterken dıdısının dıdısı da isteyince bunu parayla, şirket kurarak, vergi mükellefi olarak yapmaya karar vermişler. Böylelikle Vaselila ortaya çıkmış. Öğretmen emeklisi bir ailenin çocukları olan bu cici iki kız kardeş başarılarının hiçbir sermaye desteği olmaksızın kendi mücadeleleri ve çok çalışmalarının mükafatı olduğunun özellikle altını çiziyorlar. 




Her biri özenli ve fevkalade zevkli seçimler olan ürünlere bakmaya doyamadım. www.Vaselila.com a girdiğinizde seçilmiş çantaları, ayakkabıları, elbiseleri ve daha fazlasını gördüğünüzde ne demek istediğimi anlayacaksınız. 


 

 

Sizin için siteden birkaç fotoğraf çaldım :p

Bu güzel sandaletleri de bana harika bir hediye paketiyle göndermiş Vaselila ailesi :) Fotoğrafını gördüğümde ağır, sert ve rahatsız olabileceklerini düşünmüştüm ama inanılmaz hafif, yumuş yumuş ve kaliteli. Bütün yaz ayağımda olacakları garanti :)




Önlerindeki bu uzun yolda kendilerine başarılar diliyor ve tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Zaman ayırıp okududuğunuz içinde size :)



13 Temmuz 2014 Pazar

Hangi internet sitelerinden çeyiz alsak ? - Çeyiz alışverişi 3

Eğer İstanbul'da yaşamıyorsanız bu yazıya çok ihtiyacınız olacak demektir. Gerçi İstanbul'da yaşayanlarda her yere yetişebiliyor mu? Malesef hayır. Her İstanbul'a gidişime neler sığdırmak istiyorum neler. Her seferinde ya eş baskısı yada zaman yetmezliği yüzünden gidemiyorum birçok yere. Bu yüzden alışverişlerimin çoğunu internet üzerinden yapıyorum. ( Haliyle küçücük Yalova da beni en çok kargocu amcalar, abiler tanıyor :) )Hatta online alışveriş imkanı sağlamayan markalara da (Tepe Home vs.) gıcık oluyorum :) Neyse uzatmaya gerek yok. Evlenmeden yaklaşık 10 ay önce falan çeyiz hazırlığına başladım. Bu yüzden sırası bile şaşmayan, hergün incelediğim alışveriş sitelerim var. Birçoğunu biliyorsunuz eminim. Ben sadece bilmeyenlere pratik bir site listesi sunmak istedim. Sitelerin logolarına tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz. Buyrunuz :)




İlk kez internetten alışveriş yaptığım site belkide. Birkaç günlüğüne farklı farklı markalar indirime giriyor. Düzenli takip ederseniz çok beğenip kafaya koyduğunuz birçok şeyi daha uygun fiyata bulabilirsiniz. Bazen tabak çanak alışverişlerinde kargolar hasar görebiliyor ama bilgiyi ilettiğinizde yardımcı oluyorlar. Tabi sadece çeyiz değil her türlü giyim, ayakkabı, parfüm, elektronik alışverişi de yapılabilen bir site.



Markafoni'den hemen sonraları keşfettiğim ve formatları aynı olan yine her markayı indirimde yakalayabileceğiniz bir site. Gayet güvenilir.




      Aynı formattaki sitelerin bir diğeri. Her gün göz gezdirmekte fayda var :)




Eviniz için enteresan ve hoş şeyler bulacağınız bir site.



Bütün çeyiz markalarının google ı gibi bir site :) Ne ararsanız var. Gerçi aldığım bir temizlik ürününün sapı eksik geldi neredeyse üç dört kez aradım yardımcı olacaklarını söylediler fakat hiç dönüş olmadı. Kargoların gelmesi de biraz uzun sürüyor :/




Yine ev ve dekorasyon içerikli incelemeyi sevdiğim bir site :)


Bu siteye yuvayıkan.com da diyebiliriz :) Tantitoniye hem internet üzerinden hem Bursa ve İstanbul'a her gidişimde saldırdığımı düşünürsek eğer eşlerin en büyük düşmanı sayabiliriz :) Neler var neler. Tantitoniyi tanımadan evlenmek istemezdim. İnsanı mutfağa sokan ürünlerini görmelisiniz :)




Yine yuvayıkangillerden bir site. Hem mağaza hem internet ortamından bizlerin aklını çelen beylerin düşmanlığını ilk sıralarda kazananlardan :) Sürekli çizgisini yenileyen cicili bicili eşyaları birarada düşünün :) Sürekli takip edilmeli.




Birkaç kez alışveriş yaptığım, hatalı gelen sehpalarımı anında değiştiren ilgili bir müşteri hizmetlerine sahip olan site. Düzeltme: Bugün gelen bardaklarım inanılmaz özensiz paketlenmiş ve kırıklar. Böyle bir siteyi öneremem.




Uzun süre adına bongavon dediğim sanki kendini pek sık yenilemeyen site :) Alışveriş yapıp memnun kaldıklarımdan.




Yurtdışından güvenle alışveriş yaptığım, neden çeyiz alışverişlerimin en başında keşfedemedim dediğim marka. Şimdi en başa dönsem bütün günlük takımlarımı buradan tamamlar ayrı ayrı günlük yemek takımı, kahvaltı takımı alacağıma dört kişilik harika takımlar oluştururdum. Desenlerine hayran kalınası :)




Gerçekten evimizin herşeyi :) Hem internet üzerinden hem canlı canlı sömürdüğüm, artık eşimi kapısında bırakıp gezdiğim yer. Bilmeyen yoktur :)




Oda spreylerini, mumluklarını, çerçevelerini, dekorasyona dair birçok ürününe bayıldığım site. Mağaza düzenleri biraz karışık gelsede seviyorum :)




Sürekli yeni ürünler getiren sık sık bakılası site ve mağaza. İnstagramda en çok sorulan renkli kaplarımın yeni renklerini satışa sunmuş burdan duyuralım :)




Neler var neler :) Eskiden paşabahçede sadece bardak satılır sanıyordum. Ne zaman çeyiz alışverişleri başladı işte o zaman yanıldığımı anladım. İnternet sitesindense mağazayı gezmenizi öneririm. Çünkü sitede malesef her ürün bulunmuyor :/

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Yine Zara Home, Bernardo, Esse, Porland, Karaca, Mudo Mağazaları da bayıldığım fakat internet sitesi üzerinden alışveriş yapılıyor mu onu dahi bilmediğim siteler. Hepsinin gezilmesini ve en en en beğenilen ürünlerin alınmasını öneririm. Çünkü evlendikten sonrada çıkan birçok yeni ürünü almak ister dolaplarda yer bulamazsanız üzülürsünüz benim gibi :)
Umarım işinize yarar. Sevgiler.